Sürdürülebilir Yeme Alışkanlığı ile Birlikte Sürdürülebilir Gelecek

Sürdürülebilir bir yeme alışkanlığı benimsemek, bir bireyin sağlığının korunmasına yardımcı olurken aynı zamanda gezegenin gelecek nesilleri beslemek için yeterli kaynağa sahip olmasını sağlar.

Bu karmaşık bir fikir, ancak en basit ifadeyle, sürdürülebilir bir yeme alışkanlığı hem şimdi hem de gelecekte birey ve çevre üzerinde olumlu bir etkisi olan bir beslenme biçimidir.

Bir yeme alışkanlığı nasıl sürdürülebilir olabilir sorusuna dair belirlenmiş cevaplar ve kurallar yoktur. Bununla birlikte, bazı diyetler ve yiyecekler diğerlerinden daha sürdürülebilir olabilir ve bunları seçmek, bir kişinin çevresel etkilerini azaltmasına yardımcı olabilir.

Bu yazımızda yeme alışkanlığı ve gündelik diyetlerimiz sebebiyle günümüzde ve gelecekte önümüze çıkacak olan küresel problemlere değinmek sürdürülebilir diyet hakkında bilgi vereceğiz ve sürdürülebilir yeme alışkanlığı ile ilgili çalışmaları sizlere aktarmaya çalışacağız.

İlk adım farkındalığı kazanmakla meydana gelir. Sizlere bu farkındalığı kazandırmak ve sürdürülebilir yeme alışkanlığı tam olarak nedir? Neden sürdürülebilir bir yeme alışkanlığı şekline ihtiyacımız var? Bunu nasıl başarabilir ve bunun için neleri değiştirmemiz gerekiyor? sorularını yanıtlamaya çalışacağız.

Sanayi devrimiyle birlikte dünyada teknoloji hızla ilerlemiş, ve bununla birlikte gelişen ve değişen yeme alışkanlıklarını günümüze kadar getirmiştir. Çok öncelerden beri farkedilip önüne geçilmeye çalışılan doğal kaynak tüketimi, toplum olarak yeme alışkanlığımızın çevreye verdiği zararlar sebebiyle günümüzde korkunç bir hal almıştır. Bu yüzden önemi büyük ölçüde artan sürdürülebilir yeme alışkanlığı terimi, günümüzde daha çok tartışmalara konu olmuştur.

Sürdürülebilir Yeme Alışkanlığı: Bunlar Nelerdir? Beslenme ve Sağlıktaki Rolleri Nedir?

Sürdürülebilir yeme alışkanlığı kavramı yeni değildir, ancak karmaşıktır. Bu durum gezegenimizdeki herkesi ilgilendirmekle beraber, hepimizin sorumlu olduğu ve beraber hareket ettiğimiz sürece kolaylıkla üstesinden gelebileceğimiz bir durumdur.

Çevresel yükü azaltmak için daha sürdürülebilir yeme alışkanlığı biçimlerinde değişiklikler yapılması gerekiyor. Ancak bunu yaparken beslenme, kültürel, sosyal ve ekonomik yönlerin de dikkate alınması gerekir.

Çevre, sürdürülebilirlik kavramının yalnızca bir yönüdür; sosyal ve ekonomik yönler de dikkate alınmalıdır; Çevre dostu bir diyet mutlaka sağlıklı değildir ve bunun tersi de geçerlidir.

Et ve süt ürünleri gibi hayvansal bazlı yiyecekleri sadece bitki bazlı yiyecekler lehine ortadan kaldırmak her zaman en iyi seçenek olmayabilir.

Gıdanın birincil üretiminden tüketimine kadar tüm gıda sistemleri,bir şekilde su, verimli toprak ve biyolojik çeşitlilik gibi doğal kaynaklara dayanır. Gıda sistemleri şu anda Dünya’daki enerji tüketiminin yaklaşık %30’unu ve toplam sera gazı emisyonlarının(GHGE) %20’sinden fazlasını oluşturmaktadır.

Sürdürülebilir yeme alışkanlığı, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü(FAO) tarafından “gıda ve beslenme güvenliğine günümüz ve gelecek nesiller için sağlıklı yaşama katkıda bulunan düşük çevresel etkileri olan sürdürülebilir bir yeme alışkanlığı” olarak tanımlamaktadır. Sürdürülebilir yeme alışkanlığı koruyucudur ve biyolojik çeşitlilik ve ekosistemlere saygılıdır, kültürel olarak kabul edilebilirdir.

Sürdürülebilir yeme alışkanlığı çeşitleri hakkında bilgi almak için buraya tıklayın.

Yeme Alışkanlıklarında Doğal Kaynak Tüketimi Ve Çevresel Faktörler

Dünya nüfusunun son yüzyılda çok hızlı biçimde artması daha önce hiç görülmemiş tüketimi normal olarak beraberinde getirmiştir. Bununla birlikte hayvansal ürünlere olan talep git gide artarmış,  insanların et, süt ürünleri ve yumurta gibi hayvanlardan elde edilen besinlere güveni protein ve faydalı hayvansal yağlar içerdiği için artmış ve tüketimi de büyük ölçüde ilerlemiştir.  Mevcut tüketime yetişmeye çalışan gıda sektörü, doğal kaynakları hızla kullanmaya başlamıştır. Çiftlikler için çok büyük miktarlarda arazi, hayvan yetiştiriciliği ve hayvanları beslenmek için gereken besinleri yetiştirebilmek için sürüdürülebilirlikten uzak, çok fazla miktarda su tüketimi meydana gelmiştir.

Sayısal Örnekler

Durumun ciddiyetinin anlaşılması açısından araştırmalara göre örnek vermek gerekirse, 110 gramlık bir hamburger köftesini üretmek için 2500 litre su tüketilir. Bu da 660 galon dolusu su demektir. Aynı zamanda 450 gramlık sığır etinin üretimi için 9500 litre su tüketilmektedir ve bu da 2500 galon dolusu su demektir. Ayrıca hayvancılık, dünyadaki nitroz oksitin %65’ini üretmektedir.

Bu gaz CO2’den metreküp başına 296 kat daha çok küresel ısınma potansiyeli taşır. CO2 emisyonunda 2040’a kadar %20 artış beklenmektedir. Ama tarımın emisyonlarında 2050’ye kadar %80 artış bekleniyor. Bu akıl almaz sayının sebebi et ve süt ürünü tüketiminde beklenen global artıştır.

Dünya Bankası Grubundan iki çevre uzmanı global standartlara uygun şekilde sera gazı ölçümleri yaptı ve Birleşmiş Milletler Araştırması’nda hesaba katılmayan karbon emiş kayıpları soluma ve metan hesaba katıldığı zaman hayvancılığın, insan eliyle gerçekleşen iklim değişiminin %51’inden sorumlu olduğuna kanaat getirdiler. Sadece bu da değil. Yiyecek amaçlı hayvan yetiştirmenin dünyanın su tüketiminin %30’undan sorumlu olduğunu(2013,PNAS), gezegendeki toprağın %45’ini işgal ettiğini(International Livestock Research Institude,2011), Brezilya amazon ormanlarının yok oluşunun %91’inden sorumlu olduğunu(2013,FC&S), okyanusun ölü noktalarının, habitat yok oluşlarının ve soyu tükenen hayvanların başlıca sebebi ne yazık ki budur.

sürdürülebilir yeme alışkanlığı

Küresel yağmur ormanları gezegenimizin akciğerleri gibidir. CO2 solur, oksijen çıkartır. Fakat her geçen saniye yarım hektar yağmur ormanı yok olmaktadır ve bunun başlıca sebeplerinden biri hayvanların otlatılması ve yem yetiştirilmesidir. Bu da demek oluyor ki her geçen saniye bir futbol sahası büyüklüğünde koca bir orman arazisi yok oluyor. Tahminlere göre yaklaşık 100 bitki, hayvan ve böceğin soyu yağmur ormanı hasarı nedeniyle yok oluyor. Yapılan araştırmalarda palmiye yağı üretimi Endonezya yağmur ormanlarında devasa hasara yol açmaktadır ve palmiye yağı nedeniyle 10.5 milyon hektarın kaybolduğu bilinmektedir(2013,USDA). Ancak besi hayvanları ve yemleriyle karşılaştıracak olursak bugüne kadar yok edilen yağmur ormanı arazisi miktari 55 milyon hektardır(2013,Mongabay).

Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Yeme Alışkanlığı Araştırması

Birleşmiş milletlerin sürdürülebilir yeme alışkanlığı hakkında yapmış olduğu bir araştırmaya göre besi hayvanı yetiştirmek tüm ulaşım sektörünün yaydığından çok daha fazla sera gazı emisyonuna sebep oluyor. Yani et ve süt ürünleri endüstrisi tüm araba, kamyon, tren, tekne, gemi ve uçakların egzozundan daha fazla sera gazı üretiyor. İnekler ve diğer hayvanlar, sindirimlerinin sonucundan önemli miktarda metan gazı üretir. Besi hayvanlarının ürettiği metan, araçların ürettiği karbondioksitten 86 kat daha zararlıdır. Birleşmiş Milletler ve Gıda ve Tarım Örgütü gibi diğer birçok örgüt, besi hayvanlarının küresel ısınmada rol oynadığını bildirmekle kalmıyor, aynı zamanda kaynak tüketimi ve çevresel bozulmanın başlıca sebebi oldukları için dünyayı mahvetmekte olduğunu söylüyorlar.

vejetaryen diyetle sağlıklı ve sürdürülebilir bir dünya
Beslenme şeklimizde yapacağımız değişiklikler sağlıklı ve sürdürülebilir dünya için oldukça önemlidir. Unutmayalım

Tüm bunların sonucunda anlıyoruz ki, bitki bazlı yeme alışkanlığı, et ürünlerine kıyasla  çok daha sürdürülebilir diyet idir. Bir kişiyi, bitki bazlı sürdürülebilir vegan bir yeme alışkanlığı ile 1 yıl boyunca doyurmak için 650 metrekare toprak gerekiyor. Aynı kişiyi yumurta ve süt ürünleri içeren sürdürülebilir bir vejetaryen yeme alışkanlığı ile beslemek için 3 katı toprak gerekiyor. Ortalama bir insanın et, süt ve yumurta içeren yüksek tüketimli diyeti içinse en az 18 kat toprak gerekiyor. Çünkü 6100 metrekarelik bir arazide 17 ton sebze üretilirken aynı boyda bir arazide sadece 170 kilo et üretilebiliyor. Et yiyen yüksek tüketimli diyetli bir bireyin , sığır eti yeme alışkanlığından çıkarak 1.4 ton CO2 tasarruf sağlanabilir. Aynı kişi vejetaryen olursa, bu sayı 1,6 tona ulaşabilir. Sayılarla örnek vermemiz, duruma aynı perspektiften bakabilmemizi ve gerekli bilinci sağladığından oldukça önemlidir.

Sonuç olarak, sürdürülebilir yeme alışkanlığı, sağlıklı ve sürdürülebilir diyet ve bunun gibi sağlıklı gıda kalıpları konusu dünya çapında gündemdedir. “Sürdürülebilir yeme alışkanlığı” terimi, gıda modellerinin sağlık ve çevresel yönlerini kapsar. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü(FAO) şu tanımı vermektedir:

Gıda ve beslenme güvenliğine, günümüz ve gelecek nesiller için sağlıklı yaşama katkıda bulunan, çevresel etkileri düşük diyetler. Sürdürülebilir yeme alışkanlığı, günümüz yeme alışkanlıklarının aksine koruyucu, biyolojik çeşitliliğe ve ekosisteme saygılı, kültürel olarak kabul edilebilir, ekonomik olarak adil ve karşılanabilirdir; beslenme açısından yeterli, güvenli ve sağlıklı; doğal kaynakları ve insan kaynaklarını optimize etmektedir.

Sürdürülebilir yeme alışkanlığı ile sürdürülebilir kalkınma hakkında daha fazla bilgi almak için buraya tıklayın

Kaynak: